8 Aralık 2008 Pazartesi

Yurdum İnsanı

Acaip sıkıldım A.R.O.G. vs Recep İvedik muhabbetlerinden. Ne pis polemikmiş. A.R.O.G.’u belki de bu yüzden sevmedim. Güldüğüm yerleri hatırlamıyorum bile şimdi. Ekranda sürekli CMYLMZ’ı ve ekürilerini görmek çok acıklı geliyor. Nasıl yoğun bir PR planı yapmışlar kardeşim! Ve de her seferinde “A.R.O.G. özel yayını” ya da “programlara hiççç çıkmayan cem yılmaz, sadece bize geldiii” gibi bir cümle mutlaka kullanılmakta... Koskoca CemYılmaz da biteviye “çok güldük biz çekerken, aha hahah hah bakın hala gülüyorum” demekte... Her geçtiğim kanalda (ki TV izlemeyen bir bünyem var aslen) TTNetTürkTelekomAvea reklamları, sokakta kafamı çevirdiğim heryer A.R.O.G. afişi.
A.R.O.G. altı olduk ve hatta A.R.O.G. sivilceleri çıkartıcam yakında.

Tüm bu A.R.O.G. stresi yetmezmiş gibi, 3 aydır falan “ama bi de şöyle bir durum var” dememize rağmen, Recepİvedik2 için bizim mağazada çekim yapılmasına istinaden tüm şartları yerine getirdi Rİ2 ekibi.
Dün sabah 09:00’dan 21:00’e kadar mağazada (hem Pazar, hem bayram arifesi olmasına istinaden daha da keyifli!!) Rİ2’nin bir sahnesi çekildi. Hiç de eğlenceli değillerdi, öyle arkaplanda sürekli gülelim, sevelim, sevilelim bir halleri varmış ya da olabilirmiş gibi gelmedi bana. “SESSSİZZZLİKKKK” diye bağıran bazı insanlar, “HEMEN YERLERİMİZE, TEKRAR EDİYORUZ” diye bağıran aynı insanlar, “TRAFİKKKK” diye bağıran aynı insanlar, “Pelin Hanım tekrar alalım sizi” diye seslenen aynı insanlar vardı; bi de çok ciddi “HALA TELEFON SESİ GELİYOR KULAĞIMA” diye “höt!” eden yönetim.


Recepİvedik karakteri çok gerçek geliyor bana. Burnu 10 santim kadar uzun, yılan derisi taklidi ayakkabılarının arkasına basıyor. Aynı pantolon, aynı gömlek ve illa ki süet taklidi bir mont giyiyor. Yüzündeki kıllar biraz abartılı ve fazla koyu ama salaklığı ve öküzlüğü ile gerçekten de yurdum insanı. (Misal ben geçen hafta bir kez bile “öküz” demek ihtiyacı hissetmemişken, havaalanından çıktığım anda taksi şoförüne, yanımdaki aracın sürücüsüne, karşıdan karşıya geçmeye yeltenen yayaya, ışıkta durmayan ayıya – ki bknz hemen şu anda bile şoför/sürücü/yaya’yı takiben bir ayı geldi beynimin kıvrımlarından parmak uçlarıma emir olaraktan, “öküzzz” dedim arabayı kullanırken).
Çok gerçek ve çok yurdum insanı olan Rİ dün beni çok yordu. Sahne çekilirken çok gerildim. Tam olarak neye gerildim bilmiyorum. Scripti okumuştuk, sahnenin tüm detaylarını da biliyorduk, “dikkat” dediğimiz herşeye dikkat de ettiler (castteki kızın ojelerini sildirdik, saçını toplattık, makyajını azalttık, yaptık ettik dedik...), söyledikleri şeyin haricinde birşey yapmadılar, partneri oynayan kız cin gibiydi, pattkütt gereken yerlerde gereken lafları giydirdi, “caramel macchiato veriyim içine de extra espresso shot ekleriz” dedi, bunu diyebildi! ve de son plan da çekildi... “Bitti o zaman” dediklerinde, film de gerçekten bizim mağazada bitti. Şampanyalarını patlattılar, bize teşekkür ettiler, gittiler. Şimdi montaj öncesi son halini de görücez...
Neden gerildim o zaman?? Sanırım beni rahatsız eden, benim dünyama bu kadar yakın temas girişiydi Recepİvedik’in. Reklamlarda ve filmlerde pek seviyorum kendisini ve de çok gerçek buluyorum ama her sabah kahvemi aldığım, gün içinde defalarca inip toplantılarımı yaptığım mağazamda görmek biraz ağır geldi... Umarım film Rİ gerçeğinden uzak bir film olmaz, yurdum insanının portresi olur.

Ve de sanırım bu hayatta hiçbirşey için yüksek beklentiye girmemek, bazen sürprizlere yer bırakmak lazım.

A.R.O.G. için beş dakika sessizlik...

1 yorum:

aslı hayvanı (a.k.a. domuz) dedi ki...

boşver abicim, okuyalım biz. ya da illa bişii seyredeceksek, dexter filan seyredelim. kessin hepimizi. canım benim, seri katilim...